Saturday, December 19, 2009

Miller Time

Reggie Miller gave New York the finger. The whole city.

Tanıtım yazısındaki ilk cümle, üzerine ekleme yapmaya gerek yok. Takvime yazdık.

Wednesday, December 16, 2009

Charlotte'la Sigara Molası



Kadında ilk aradığım nitelik, Beck'le arkadaş olup olmadığıdır.


Gel çatıda bi sigara ya da Brasserie Le Coq'te birşeyler içelim deseydin gelmez miydim. Baban adam gibi adam, anacığın kadın gibi kadın, bari ablam olaydın. Saat 10'dan sonra aklıma fazla kadın gelmez, geliyosa da bir hikmeti vardır. Yatmadan yeni albüme bi göz atayım, gün zaten fazla uzadı.

Ne zamandır blogu boşladık ama burdayız. Öteki dünyada işler karıştı, düzeldi, saatler gitti, geldi, son gözümüzü açtığımızda İstanbul'a kış geldi galiba dedik, yanılmamışız. Diagonal'e devam.

Monday, November 23, 2009

Evra'ca

L’Equipe gazetesinin Patrice Evra röportajında, Fransız futbolcuya , Fransa-İrlanda maçının tekrar oynanması ile ilgili görüşü sorulur; Evra'da cevaplar;

"Tekrar mı? Ne zaman isterseniz Playstation'da yaparım!"

Sunday, November 22, 2009

Tabelaya Bakalım Göbek Atalım # 2


En son baktığımda 4-1'di. Galatasaray maçı sonrası öğrendim ki 9-1 bitmiş. Şaka gibi... Ayıp olur dememişler...
İşte Premier Lig tarihinin en farklı biten karşılaşamları;
Manchester United 9-0 Ipswich - Mart 1995: Andy Cole 5 gol atarken, diğer goller Mark Hughes (2), Paul Ince ve son gol de şuan Ipswich'in menajeri olan Roy Keane 'den gelmiş. Sezon sonu Ipswich küme düşmüştü.
Newcastle 8-0 Sheffield Wednesday - Eylül 1999: Bu kez 5 gol atan isim Shearer, ikisi penaltıdan. Diğer goller, Aaron Hughes , Kieron Dyer ve unutulmaz efsanelerden Gary Speed.
Nottingham Forest 1-8 Manchester United - Şubat 1999: Andy Cole ve Dwight Yorke ikilisi 2'şer gol atmıştı. Ama çoğumuz bu maçı Ole Gunnar Solskjaer'in sonradan oyuna girip son 10 dakikada 4 gol attığı karşılaşma olarak hatırlıyoruz.
Arsenal 7-0 Everton - Mayıs 2005: Highbury yıllarından... Bergkamp , Robert Pires (2), Robin van Persie, Patrick Vieira, Mathieu Flaminive penaltıdan Edu.
Blackburn 7-0 Nottingham Forest - Kasım 1995: A.Shearer (3), Lars Bohinen (2), Mike Newell ve Graeme Le Saux gollerin sahibi. TAbi bu maçta ilginç nokta Bohinen. İki yıl Forest frması giydikten sonra Rovers'a imza atmış. Bu trasnfer 1 ay sonra Forest'e karşı forma giymiş. Hezimeti tadan değil tattıran tarafta olmuş Norveçli.
Manchester United 7-0 Barnsley - Ekim 1997: Cole(3), Ryan Giggs (2), Paul Scholes ve Karel Poborsky.
Arsenal 7-0 Middlesbrough - Ocak 2006: Thierry Henry (3), Philippe Senderos, Robert Pires, Gilberto Silva ve Alexander Hleb.

Sunday, November 15, 2009

Kasım Kabusu


Dün akşam İtalya ile Hollanda arasında oynanan hazırlık karşılaşmasının henüz 12. dakikası.... Van Persie, Giorgio Chiellini ile girdiği ikili mücadelenin hemen sonrası yerde kalıyor ve bir daha kalkamıyor. Kesin olmamakla birlikte Van Persie'nin ayak bileğindeki bağların koptuğu ve bu durumda Hollandalı'nın 3 aydan önce sahalara geri dönmesinin zor olduğu söylenmekte. Ancak Kırık tespit edilirse Van Persie sezonun geri kalanını televizyondan takip etmek zorunda kalabilir. 26 yaşındaki oyuncu sezona müthiş başlamış ve performansını her hafta arttırarak yoluna devam ediyordu. Van Persie, Arsenal'in oynadığı son 11 resmi maçta 8 gol atarken, ligde oynanan 11 maçta tam 7 asist yaptı.


Hollandalı oyuncunun bu sakatlığı ilk etapta Arsenal'i çok etkileyecek gibi görünüyor. Son olarak forvet hattından Nicklas Bendtner'in sakatlanmasıyla hücumda alternatif oyunu problemi yaşayan Arsene Wenger için şüphesiz Van Persie'den gelen bu haber yıkıcı olmuştur. Sadece 2 hafta önce, "Kasım aylarını sevmiyorum. Çünkü bize her zaman sakatlıklar getirmiştir" diyen Fransız teknik adamın böylece korktuğu yine başına gelmiş oldu. Ayrıca 18 yaşından bu yana profesyonel kariyeri uzun sakatlıklarla sürekli sekteye uğrayan Van Persie'nin, tezelden kurşun döktürüp , üzerindeki kem gözlerden kurtulmasını blog olarak tavsiye ediyoruz.

Friday, November 13, 2009

Pixies: Minotaur


Fiyat $495'tan başlıyor, pre-order verenin elinde kalıyor. Detaylar aşağıdaki link'te. Gençliğini yad etmeye doyamayanlar ve iflah olmaz Pixies fanları için. Muhteşem.

Pixies: Minotaur - Limited Edition


Cool


Soldan sağa: Steve McQueen, Paul Newman, Barbara Streisand, Sidney Poitier. Streisand bir süre sonra dost masalarına dalga geçilecek yegane meze olduysa bile fotoğrafın güzelliği değişmiyor. Zamanında, hatta hala "cool nedir"e konuşmadan da verilebilecek bir cevap gibi. Geceyarısı nostaljisi.

Hammon Ros Casares'te


WNBA'ın en popüler yüzlerinden Becky Hammon, İspanya Şampiyonu Ros Casares ile sezon sonuna kadar sürecek bir kontrata imza attı. Geçen gece ilk maçına çıkan Hammon 14 dakika oyunda kalıp, 8 sayı atmış. Bizi ilgilendiren tarafı ise Ros Casares'in Galatasaray'ın bayanları ile aynı grupta yer alması. Buluşma 25 Kasım'da Abdi İpekçi'de gerçekleşecek. İlgilenenlere duyurulur.

Old Firm Yuvada Kaldı

Yıllardır konuşulur durur, Celtic ile Rangers'ın İngiltere Priemer ligine dahil olması. Kimi zaman direk lige katılsın denmiş, kimi zaman bir alt ligden mücadeleye başlasın demişlerdi. Şimdi de Bolton başkanı Premier lig ikiye bölünsün, Glasgow'un abileri de bize katılsın diye bir fikir attı ortaya. Ama Old Firm'ün İngiltere yolculuğu yine hayal oldu. Bu akşam kulüpler yapılan oylamayla, Bolton başkanı Phil Gartside'ın teklifini reddettiler kabul etmediler. Tabi şimdilik...

Thursday, November 12, 2009

Beklenen Paket Geldi

Blog yazarları ben ve tomwood için güzel bir akşam. Bir süredir beklediğimiz çok değerli iki formamıza bu akşam kavuştuk. Tomwood sokaklada Carragher'ın ruhunu taşıyacak. Bendeniz ise Sampdoria formam ile sahaları rakiplerime dar edeceğim. Çocuklar gibi şeniz... Teşekkürler Kargin...

Monday, November 9, 2009

Tabelaya Bakalım Göbek Atalım

Lyon 5 - 5 Marseille
3' [1 - 0] M. Pjanic
12' [1 - 1] S. Diawara
15' [2 - 1] S. Govou
44' [2 - 2] B. Cheyrou
47' [2 - 3] B. Kone
79' [2 - 4] Brandao
81' [3 - 4] L. Lopez
84' [4 - 4] L. Lopez (pen.)
90' [5 - 4] M. Bastos
90'+3[5-5] Toulalan

Nice maçlar izledim ama böylesi enderdir. Hafızalara kazınan cinsten oldu. Ama bugüne kadar 90 dakikası 5-5 sonuçlanan bir maç izlediğimi hatırlamıyorum. Maç iki takıma sürekli gidip geldi. Marsilya 4-2 olunca ,"bu iş tamamdır" dedi. Ancak rehavet kendilerine anında gol olarak döndü. Sonra ne olduğunu anlamadan maç 5-4'e geldi. Dechamps adeta çökmüştü. Maçı anlatan Murat Çimen'in dediği gibi son düdük hiç çalmasın diye arzularken, tabelada 5-5 yazıyordu. Ne Govou'nun attığı müthiş gol ne Lloris'in yediği feci gol.... Hepsi maçın içinde sıradan bir enstantane olarak kaldı. Baş rolü maçın skoru kaptı. Lyon seyircisinin yaptığı gibi bende iki takımı alkışlıyorum. Bir haftasonu bundan daha güzel noktalanamazdı kanımca.

Sunday, November 8, 2009

Meczup

Bugün oynanan Hertha Berlin - Köln maçından bir kare....

Friday, November 6, 2009

"Mimli" Rangers Taraftarı


video

Malumunuz çarşamba günü Romanya'da, Unirea Urziceni ile Rangers karşı karşıya geldi. Şampiyonlar Ligi G Grubu maçı 1-1 sonuçlandı. Ancak futboldan çok karşılaşmanın devre arasında yaşananlar gündeme oturdu.Mimli Rangers taraftarı yine rahat durmadı. Devre arasında stat içindeki stewardlarla kavga etmişler. UEFA bugün açıkladı, Rangers klübü hakkında disiplin kurulu soruşturma başlatmış.. G.Rangers'a bir maç seyircisiz oynama cezası gelebilir. İki taraf ise birbirini suçluyor. İskoç kulübü, Rumen polisinin ve stewardların taraftarlara sert müdehalesinden şikayetçi, Rumen yetkililer ise İskoç seyircilerin koltukları kırıp görevlilere fırtattmasıyla olayların başladığını iddia ediyor. Maçın ikinci yarısında statta anonslar yapılmış. Olayların devam etmesi durumunda maçın tatil edileceği belirtilmiş. Video'da izleyecekleriniz ise Türk futbolu için şaşılacak görüntüler değil. Sonlara doğru bizden biri(!), biber gazıda sahne alıyor.

Tabi Rangers taraftarlarının anlatıklarına kulak verilecek olunursa çok ilginç iddialar gündeme geliyor. Rangers taraftarları, Rumen polisinin herşeyi önceden planladığını, polisin sergilediği tutumun bilinçli olduğunu söylemekte.Hatta bir taraftar "hayvan muamelesi" gördüklerini belirtmiş. Maçı izlemeye giden 2000 İskoç, stada sadece 2 turnikeden sokulmuş. Bu nedenle pek çoğu maçın başını kaçırmış. En ilginç iddia ise Rangers Taraftarlar Birliği üyesi Andy Kerr'den; "Rumen polisi, sürekli Celtic tezahüratları yaparak, Rangerslıları provake etmeye çalışıyordu!..." Bunu okuyunca çevik kuvvet ile karşılıklı tezahürat yapmaya çalışan, siyah sonrası beyaz karşılığını alamayan Beşiktaş kapalısı aklıma geldi.

UEFA'nın sürekli takipte olduğu bir seyirciye sahip G.Rangers. İskoçların vukuatları az sayılmaz. Zenit ile oynanan 2008 UEFA Kupası finali öncesi Manchester şehrinde yaşananları çoğunuz hatırlarsınız. Yaralılar, göz altına alınanlar... Üç sene önce Villereal takım otobüsüne yapılan saldırı... Yine bir UEFA kupası maçı öncesi (G.RAngers-Osasuna) İspanya'da polisle çatışma... Ve pek çok kez protestan-katolik çekişmesini öne çıkardıkları tezahüratlar nedeniyle UEFA'ya ödenen para cezaları.... Galiba Rangers taraftarının bu son vukuatı ile kulüp duvara tosladı. Daha önce , Roma-Manchester maçında, İngiliz taraftarlarla İtalyan polisi kavga etmiş, United tarafı italyan polisini aşırı güç kullanmakla suçlamıştı. Demek Ada'nın havasından kaynaklanan bir durum... Hırsızın hiç mi suçu yok diye sorasım geldi!

Sunday, November 1, 2009

Provakatif Hareketler Bunlar


St.Etienne 0 - 1 Lyon... Gomis oyuna girerken müthiş bir uğultu ve ıslık vardı. Son yıllarda St. Etienne'in yetiştirdiği en önemli oyunculardan biriydi. Yıldızı iyice parlayıp, milli takıma kadar yükselince Lyon transfer etti. St.Etienne taraftarı için kötü bir durum. Gözü gibi baktıkları, sevdikleri, alt yapı ürünü bir yıldız, ezeli rakibe gidiyor. Hazmetsi her açıdan güç bir durum. Ama Gomis bu gece yaptıklarıyla beni bile gerdi ekran başında. Adamın "doğduğum yer değil, doyduğum yer" psikolojisine mi yoksa profesyonellik anlayışına mı verelim bilemedim... Gol sonrası sevinci, maçın bitişiyle süre gelen çoşkusu çok provakatifti. Ya da bizim gibi 10 da sıfır çeken St. Etienne taraftarını fazlasıyla anlayabildiğim için ben mi provake olmaya hazırım? Gomis; Adam Ol Adam (!)

Saturday, October 31, 2009

"This is just football in suicide"

video

Bugün oynanan Londra derbisinden... Arsenal, Tottenham'ı 3-0 mağlup etti. İlk yarı bitmek üzereyken Arsenal 1-0 öne geçti. Galiba Tottenhamlı futbolcular yedikleri golün şokundan kurtulamamışlar.

Friday, October 30, 2009

Harcanan Yetenekler

İnternette dolaşırken rastladım bu listeye. Anında araklayıp, blog'a copy-paste olarak servis etmeye karar verdim. Tabi her biriyle ilgili blogumuzun takipçileri için ufak bir iki şey karaladım. İşte İtalya futbolunda sahip oldukları potansiyeli bir türlü gösteremeyen ilk 10 futbolcu;

10. Stefano Fiore: Parma'nın kazandığı iki UEFA Kupası'nda da kadrodaydı. İlkinde değil ama ikincisinde (1998-99) isitkrarlı olarak forma giyiyordu. Tavan yaptığı takım Udinese oldu.Lazio'nun para saçtığı yıllarda başkente geldi. Sonra Valencia,Fiorentina,Torino, Livorno derken Serie B'de Mantova ile geçen bir sezon. Ve şimdi doğdu toprakların takımı Cosenza'da. Kıvılcımları çakan ama bir türlü patlamayı yapamayan Fiore...Yaşı 34.

9.Arturo Lupoli: Yıllar yılar önce, Parma taraftarı, İtalyan bir arkadaşım "Sana 2 isim vereceğim.İyi takip et. Giuseppe Rossi ve Arturo Lupoli.Müthiş yetenekli iki golcü " demişti. Parma bu ikiliyi çok genç yaşta elinden kaçırdı. Rossi Manchester United'a, Lupoli Arsenal'e transfer oldu. Rossi, beklentileri çok karşılayamasada Villereal'de yakaladığı istikrarla İtalya milli takımına kadar yükselmeyi başardı. Lupoli'nin isimini ise en son Arsenal'den Derby County'e kiralanırken duymuştum. Umut vadeden yeteneğin adını, yıllar sonra ilk kez bu listede görünce hatırladım. Şuan Serie B'de Ascoli forması giyiyormuş. 22 yaşında.


8. Marco Delvecchio: 10 sezon aralıksız terletilen Roma forması. 2001 yılında gelen şampiyonluk. 2005 yılında gelen ayrılıkla düşüşe geçen kariyer. Müzmin diz sakatlığı nedeniyle son olarak 2007'de Ascoli forması giyerken noktalanan faal futbol yaşamı. Inter alt yapsından yetişmesi ve fiziği ile birleşen golcülük yeteneği onun adına bir potansiyel yarattasada, bu listeye 8 .sıradan girmesi bile bence başarı. 36 yaşında.

7. Luciano Re Cecconi: 70'lerin topçusu. Kendisi hakkında tek bildiğim , bir arkadaşının mücehver dükkanını şakasına soymaya çalışırken vurulup öldüğü.

6. Francesco Coco: Böylesine listelerin olmazsa olmazı. İtalyan magazin dünyasının bir üyesi. Milan alt yapısından yetişmiş bir futbolcu olan Coco, 90'ların sonunda italyan futbolunun heyecanla beklediği sol beklerden biriydi. Ancak hiç bir zaman arzu edilen noktaya gelemedi. Şüphesiz gerçirdiği sakatlıklar, bunun en önemli nedenelerinden biri. Barcelona ve Inter gibi takımlarda da forma giyen Coco,vasat İtalyan takımlarında kiralık olarak süren kariyerini "Yeter" deyip, 30'unda noktaladı. Şansını bir ara İtalyanlar'ın Survivor'ın da denedi. Şuan 32 yaşında.


5. Paolo Rossi: 1982 Dünya Kupası'nın sembol ismi. Genç bir futbolcuyken Vicenza formasıyla yaptıkları beklenti çıtasını yükseltti. Ancak hiç bir zaman klüp kariyeri çok parlak olmadı. Kazanılan zaferler olsada golcü performansı olarak, Serie B'den Serie A'ya taşıdığı Vicenza yıllarını hep arattı. İki yıllık cezasının bitiminden hemen sonra İspanya 82 'de yaptıkları, onun bu listede niye yer aldığını açıklıyor. 53 yaşında. Futbol sonrası inşaat sektörüne yöneldi. Ağustos ayında beri de İtalya 3. lig takımlarından Pescina'nın asbaşkanlığını yapıyor.

4. Adriano: Herkes Brezilyalı'nın hikayesini biliyor. Henüz 27 yaşında.Doğduğu klüp Flamengo da şimdi yeniden doğmaya çalışıyor. Yapabileceklerini zaman zaman bize gösterdi. Ağızlara bir parmak bal çalanlardan oldu hep. Öylede kalacak gibi.

3. Gigi Meroni: Tanımıyorum. Söz konusu listede kendisi için yazılanlara bakılacak olunursa, müthiş bir yetenekmiş. İtalyan futbolunun James Dean'i diyorlarmış. Giyimi ve saç sitili hep konuşulan bir futbolcuymuş. Driblingleri çok çok iyimiş. Maalesef 24 yaşında bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiş.



2. Antonio Cassano: İtalyanlar'ın altın çocuğu. Üzerinde hep tartışılşan adam. Sayesinde Bari'yi hatırladığım futbolcu. Real Madrid'e kadar uzanan bir kariyer. Milli takıma çağırılsada olay, çağırılmasada... Sampdoria'da iyi işler yapıyor. Son iki sezonda takımın attığı gollerin yarısında onun katkısı var. Ya golü atıyor ya pozsiyonu yaratıyor ya da asist yapıyor. Yinede adı ve yarattığı beklentiler, ortaya koyduklarının hep ötesinde olmuş biri Cassano. 27 yaşında.

1. Alvaro Recoba: Sanırım listeyi okumaya başladığınız andan itibaren, ilk sıraki ismi tahmin etmekte zorlanmamışsınızdır. Yeteneği ve tekniği üzerine makaleler yazılan Recoba, mantalitesinin kurbanı oldu. Ne yaptıysa Venezia'da yaptı o kadar... Aynı performansı bir daha gösterir mi diye çok bekledi Inter. Ama nafile... 32 yaşına geldi. Yunanistan ligi takımlarından Panionios forması giyiyor.

Thursday, October 29, 2009

Guess Who?

Televizyon canlı veriyordu ama ben maçı izlemedim. Bugün nette okudum. Salı günü Lig Kupası'nda oynanan Manchester United-Barnsley maçında ilginç bir olay yaşanmış.Karşılaşmanın hakemi Chris Foy, bir pozisyon sonrası yanlış sarı kart göstermiş. Ancak bu posiyondaki oyuncuyu iyi süzemediğinden değil. Hakem Foy, ManU'nun Brezilyalı ikizlerini karıştırmış. Rafael'e göstermesi gereken kartı, ikizi Fabio da Silva 'ya göstermiş!.. Daha önce böyle bir şay yaşanmış mıdır bilmiyorum ama oldukça komik bir durum. Bu Alex Ferguson'un hakemlerle yıldızı hakikaten barışmıyor. Meraklısı için ekleyelim, United söz konusu hata için Federasyona başvurup kartın doğru oyuncuya yazılmasını talep edecekmiş.

Sunday, October 18, 2009

Uç Uç Balon-2

video
Takımınız sizin yüzünüzden gol yese nasıl hissedersiniz? İşte bu videodan sonra bu sorunun cevabını bende düşündüm. Galiba ciddi bir vicdan muhasebesine girişirdim. Sunderland-Liverpool maçında golde payı olan balon malumunuz. İngiliz rejisi, balonu sahaya atan taraftarı yakalamış! Ayrıca bu İngiliz futbolundaki ilk balon vakası değil. Daha önce buna benzer bir durum Manchester City'nin başına gelmişti. Meraklısı burdan okuyabilir.

Wednesday, October 14, 2009

Ay karanlıkta parlar...

Friday, October 9, 2009

Liste

İtalya ligi Serie A'da sezon sonu sözleşmesi bitecek futbolcular;
Atalanta : Costinha and C.Doni.
Bologna : Adailton, Bombardini, R.Colombo, H.D.Gimenez, S.Lanna, Lavecchia, Marazzina, Mingazzini, R.Santos, C.Zenoni.
Cagliari : D.Lopez, Lupatelli, Parola.
Chievo : Bogdani, Luciano, M.Yepes, Scardina, Squizzi.
Fiorentina : Gobbi, Kroldrup, M.Jorgensen.
Genoa : Biava, L.Figueroa, Scarpi.
Inter Milan : Orlandoni, Vieira.
Juventus : F.Cannavaro.
Lazio : Baronio, J.Cruz, O.Dabo, Pandev, Siviglia.
Livorno : Bergvold, A.Filippini, Galante, Marchini.
AC Milan : Dida, Favalli, F.Inzaghi, Roma.
Napoli : Grava, Iezzo.
Palermo : Bresciano, Simplicio.
Parma : N.Amoruso, Panucci, Pavarini, D.Zenoni.
AS Roma : Artur, Cassetti, M.Esposito, J.Sergio, Lobont, Perrotta, D.Pizarro, Taddei, Tonetto.
Sampdoria : Castellazzi, D.Franceschini, Guardalben, Lucchini.
Siena : L.Jarolim

Wednesday, October 7, 2009

Endüstriyel Futbol

Blog'umuzun offical takipçisi Torezege pasladı. Yer Laleli... Bizim favorimiz Wan Pörssi... Ama iki "s" ile!... Arsenalli RVP ile hiçbir alakası yok. Sadece bir benzerlik söz konusu(!) Ayrıca her bir markanın "registered" ibaresi içermesi de ayrı bir durum... Tabi Raul ve Figo'nun ortaklaşa tekstil işine girip kendi markalarını yaratmaları da etkileyici. Real Madrid'den eski iki takım arkadaşı, ilk yatırımlarını Türkiye pazarında yapmaya karar vermişler.

Sunday, October 4, 2009

Who is the guilty of this result?

Gözlerime inanamıyorum. Ya da gözlerim vakti zamanında beni kandırmış diye düşünüyorum. Bu Mehmet, o Mehmet mi diye sorup duruyorum. Tanıyamıyorum. Sezon başından beri sallanan Mehmet Topal'ın devrildiği maç olmuştur Ankara deplasmanı. Özellikle 3. golde kaptırılan topun peşinden koşma zahmeti göstermeyerek bende ki en büyük tahiribatı yaratmıştır. Zaten kısıtlı olan pas-top becerisini bu sezon başından itibaren hepten unutmuş Topal.... İstikrar abidesi Hakan Balta'ya 8. hafta sonunda da henüz ulaşılamadı. Sürekli kapsama alanı dışında.
Neyse yenilgilere çok takılmamak lazım. Sezon uzun. Zaten sinyaller geliyordu. Belki böylesine bir tokat bizi kendimize getirir. Kadıköy'de bunu yaşamaktansa, üç hafta önce, bir Ankara deplasmanında alınan 3-0 mağlubiyet haliyle tercih edilir. Rijkaard'a gelince... Niye bilmiyorum ama eleştiremiyorum. Objektif bakamıyorum. Kızamıyorum. Çok seviyorum. Kaç tane planı var sorgulamıyorum. Gerçi Bülent Tulun " Rijkaard dersine iyi çalışmıyor. Tek forvet inadını sürdürüyor" şeklinde fetvasını verdikten sonra, bize susmak düşer. Rıdvan Dilmen'de ne doluymuş ya... Bröööööeee diye kustu ne var ne yoksa... Rahatlamıştır umarım...
Günü kritik sorusu ise Bahri Havadır'dan geldi; "Who is the guilty of this result?" Ben cevabını vereyim... Rijkaard'ın tercümanı.... Evlere şenlik..

Friday, September 25, 2009

Fransa'nın Kazananları

Fransa Ligi'nde şuan en çok kazanan futbolcu, Lyon'un bu sezonki transferlerinden Lisandro Lopez... Arjantinli, 425.000 euro aylık maaşı ile listenin tepesinde. İkinci sırada ise onu Yoann Gourcuff 310,000 euro ile takip ediyor. Ligin en çok kazanan üçüncü futbolcusu ise Marsilya'dan Lucho Gonzalez , 231.000 euro.Lyon'un teknik direktörü Claude Puel'de aylık 231.000 euro maaşı ile Fransa'da teknik adamlar arasında en çok kazanan isim. Ayrıca yapılan araştırmaya göre, geçen sezon ligde 36,279 euro olan aylık ücretlerin ortalması bu sezon düşüşerek, 34,880 euro'ya gerilemiş. Bu aylık ortalama aylık ücretler İspanya'da 85.000 euro, İngiltere'de ise 80.000 euro. Ayrıca L’Equipe gazetesinin yayınladığı bu araştırmaya göre Fransa'da yıldız isimler ile diğer futbolcular arasındaki ücret aralığının da açıldığı belirtilmiş.

Sunday, September 13, 2009

İtalyan Pasaportlu Arda(!)

Sebastian Giovinco... Blog olarak el üstünde tuttuğumuz, çok sevdiğimiz, çok güvendiğimiz bir futbolcu. Nice uykusuz PES gecelerinde bizi sırtında taşıyan, ellere karşı bizi mahçup etmeyen adam. Meğer Arda Turan ile kader ortağı çıktılar. İkisinin de pasaport problemi varmış;

“Sometimes I regret that I am Italian. If I was foreign, I think I would probably play more often. I have only one defect – I am Italian..."

Friday, September 11, 2009

Alo


Juventus'un Transfer Listesi

- Sağ bek; Marco Motta (AS Roma) veya Rafinha (Schalke 04)
- Defans; Philippe Mexes (AS Roma) ve Simon Kjaer (Palermo)
- Forvet; Edinson Cavani (Palermo) veya Luis Fabiano (Sevilla)

Sunday, September 6, 2009

Giovanni Adami

Kim bu İtalyan..? İtalyan ultraları arasında çok iyi tanınan bir hukukçu.Uzun süredir taraftar kart uygulamasıyla alakalı olarak adeta taraftarların sözcülüğünü yapmakta. Giovanni Adami, tüm ultralar adına, onların haklılığını ve bu yeni uygulamanın hukuğa aykırı yöntemler içerdiğini savunan bir avukat. Onların hazırladığı metinlere ve duyurulara hukuksal destek verip, katkılar yapmakta. Kendisi Udine'de yaşıyor ve Udinese taraftarı. Udinese ultraları arasında arkadaşları olduğunu ve arkadaşlarına yardım edeyim derken , arkadaşlarının arkadaşları, onların arkadaşları şeklinde işin büyüp bu noktaya geldiğini söylüyor. Esasında Avukat Adami'nin ultralarla ilişkisini sadece taraftar kart çerçevesinde düşünmemek lazım. Çünkü Giovanni Adami ultras gruplarıyla sürekli temas halinde olan bir avukat. Catania-Palermo maçı öncesi polis memuru Filippo Raciti'nin öldürülmesiyle suçlanan 4 Catania taraftarını ve Atalanta-Milan maçı öncesi çıkan olaylarda tutuklanan 9 Atalanta taraftarının savunması yapan o.

Giovanni Adami son olarak, Parma'nın en büyük taraftar grubu BOYS'un önderliğinde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılmış. Taraftarlar birliği temsilcileri ve çeşitli ultras gruplarının da bulunduğu konferansda Parma kulübünden de bir yetkili varmış. Esasında bu ilk defa olan bir durum değil. Daha önce Catania kulübü de taraftar temsilcileriyle bir araya gelip, yeni uygulamayla ilgili şikayetleri dinlemişti


Gerçekten İtalyan taraftar grupları müthiş bir çalışma sergiliyor. Sivil toplum örgütü gibi çalışıyorlar. Özgürlüklerin ve vatandaş olma haklarının elindne alındıklarını savunuyorlar. Bu çalışmalar sonuç getirir mi bilinmez ama anlatacak birşeyleri olduğu zaman PR'larını iyi yapıyorlar. Orası kesin..

video

Thursday, September 3, 2009

Wednesday, September 2, 2009

Lippi'de ki Ultras Ruhu!

Marcello Lippi, 1 Ocak itibariyle İtalya'da yürürlüğe girecek olan taraftar kart uygulamasına karşı olduğunu açıkladı.

Tuesday, September 1, 2009

Georgios "Giourkas" Seitaridis

Atletico Madrid serbest bırakmıştı. Bonservisi elindeydi. İtalya'nın yolunu tutmuş. Genoa'ya imza atmış. Yabancı kontenjanında tek kişilik yeri olan, ilk onbirde de sadece dört yabancısını kullanan Galatasaray için harika bir sağ kanat transferi olurdu. Transferin son gününe de yakışırdı!...PSG, Jerome Rothen'i G.Rangers'a kiraladı... Tottenham, Portsmouth'dan Niko Kranjcar'ı transfer etti. Sakatlanan Modric'in yerine iyi bir hamle olmuş. Bolton, Ivan Klasnic'i kiralık olarak kadrosuna katmış. Hırvat futbolcu, Nantes'da oynuyordu, Nantes'da Fransa 2.liginde.. Hetinga Everton'a gitmiş. UEFA'da, Celtic maçında kendini yere atarak takımına haksız penaltı kazandıran Eduardo'ya iki maç ceza vermiş.

EuroBasket 2009 Yaklaşırken

Avrupa Basketbol Şampiyona'sını NTV ve NTVSpor yayınlayacak. Polonya'da düzenlenen şampiyonanın NTV kadrosu; Murat Murathanoğlu, Osman Sakallıoğlu ve İhsan Bayülken olacak. Ankara'da yapılan Efes Cup'ta da bu üçlüyü dinledik. Kaan Kural NTV için bu turnuvada görev yapmayacak. Ama muhtemelen Vatan Gazetesi adına, Polonya'da olacaktır ve turnuva izlenimlerini, milli takım hakkındaki yorumlarını yazacaktır. Murat Kosova, eşi doğum yaptığı için(edit) Polonya'ya gitmiyor. İstanbul'dan bir kaç maç anlatır mı bilmiyorum. Eğer anlatırsa partneri belli gibi... Bugün öğrendiğim ama netleşmeyen bir gelişmeye göre; çoğu maçı yayınlamak isteyen NTV İstanbul'dan anlatılacak maçlarda yorumcu olarak Yiğiter Uluğ ile anlaşmak üzereymiş. Günün en güzel haberi bu olsa gerek...

Monday, August 31, 2009

Rezil..? Vezir..?

John Barnes ve Jason McAteer... Tranmere Rovers teknik ekibinin bir ve iki numaralı adamları... Eski Liverpool efsaneleri..Ancak Rovers taraftarlarına ve takımdaki bazı futbolculara göre bu ikili; Dumb&Dumber....

* * *
Rovers, geçtiğimiz sezonun son maçında, son dakikada yediği golle play-off'a kalamamıştı. Hatta o haftaki Soccer Saturday'i izleyip, Ada'da ki müthiş heyecanı bloga yazmıştım. Tekrar Rovers'a dönelim, Ronnie Moore kulüp tarihinin unutulmaz isimlerinden biri. Taraftarlar için de efsane konumunda. Kariyerinde 11 yıl (8+3) Tranmere Rovers forması giyen ve takım kaptanlığı da yapan Moore, aynı zamanda kulübe yardımcı antrenör ve oyuncu-menajer olarak hizmet etmiş. İngiliz teknik adam,2006-2007 sezonun başında da menajer olarak eski kulübü Rovers'a geri döndü. Üç sene görev yaptıktan sonra, başkanın "son 3 sezonda taraftar sayısında %19'luk bir düşüş yaşandığı için yeni bir yol çizmemiz gerek" açıklamasıyla Moore'un görevine sürpriz bir şekilde son verildi. Esasında ipler Tranmere Rovers başkanı Peter Johnson'ın bu kararıyla gerilmeye başladı. Kimse bu %19'luk düşüş söylemine inanmadı. John Barnes ve McAteer ikilisi sezona berbat bir başlangıç yapınca da gerilen ipler koptu. Taraftar, başkana, teknik ekibe cephe almış durumda. Facebook' ta "John Barnes/Jason McAteer can stay away from Tranmere Rovers !!" isimli bir grup kurulmuş. Genel tavır Ronnie'e haksızlık yapıldığı ve onun geri dönmesi yönünde. Hedefteki adam ise başkan Peter Johnson...

Tranmere Rovers bir Merseyside takımı. Her ne kadar Rovers ile Liverpool arasında lig farkı olsada taraftarların Liverpool'dan pek haz etmediğini ortada. Barnes&McAteer ikilisinin göreve başlaması, bu sezon Liverpool reserve takımının , Tranmere Rovers'ın stadı, Prenton Park'da oynayacak olması taraftarda Liverpool'un arka bahçesi olma hissiyatı yaratmış. Haliyle We are Rovers, not Liverpool B diyorlar...