Saturday, October 31, 2009

"This is just football in suicide"

video

Bugün oynanan Londra derbisinden... Arsenal, Tottenham'ı 3-0 mağlup etti. İlk yarı bitmek üzereyken Arsenal 1-0 öne geçti. Galiba Tottenhamlı futbolcular yedikleri golün şokundan kurtulamamışlar.

Friday, October 30, 2009

Harcanan Yetenekler

İnternette dolaşırken rastladım bu listeye. Anında araklayıp, blog'a copy-paste olarak servis etmeye karar verdim. Tabi her biriyle ilgili blogumuzun takipçileri için ufak bir iki şey karaladım. İşte İtalya futbolunda sahip oldukları potansiyeli bir türlü gösteremeyen ilk 10 futbolcu;

10. Stefano Fiore: Parma'nın kazandığı iki UEFA Kupası'nda da kadrodaydı. İlkinde değil ama ikincisinde (1998-99) isitkrarlı olarak forma giyiyordu. Tavan yaptığı takım Udinese oldu.Lazio'nun para saçtığı yıllarda başkente geldi. Sonra Valencia,Fiorentina,Torino, Livorno derken Serie B'de Mantova ile geçen bir sezon. Ve şimdi doğdu toprakların takımı Cosenza'da. Kıvılcımları çakan ama bir türlü patlamayı yapamayan Fiore...Yaşı 34.

9.Arturo Lupoli: Yıllar yılar önce, Parma taraftarı, İtalyan bir arkadaşım "Sana 2 isim vereceğim.İyi takip et. Giuseppe Rossi ve Arturo Lupoli.Müthiş yetenekli iki golcü " demişti. Parma bu ikiliyi çok genç yaşta elinden kaçırdı. Rossi Manchester United'a, Lupoli Arsenal'e transfer oldu. Rossi, beklentileri çok karşılayamasada Villereal'de yakaladığı istikrarla İtalya milli takımına kadar yükselmeyi başardı. Lupoli'nin isimini ise en son Arsenal'den Derby County'e kiralanırken duymuştum. Umut vadeden yeteneğin adını, yıllar sonra ilk kez bu listede görünce hatırladım. Şuan Serie B'de Ascoli forması giyiyormuş. 22 yaşında.


8. Marco Delvecchio: 10 sezon aralıksız terletilen Roma forması. 2001 yılında gelen şampiyonluk. 2005 yılında gelen ayrılıkla düşüşe geçen kariyer. Müzmin diz sakatlığı nedeniyle son olarak 2007'de Ascoli forması giyerken noktalanan faal futbol yaşamı. Inter alt yapsından yetişmesi ve fiziği ile birleşen golcülük yeteneği onun adına bir potansiyel yarattasada, bu listeye 8 .sıradan girmesi bile bence başarı. 36 yaşında.

7. Luciano Re Cecconi: 70'lerin topçusu. Kendisi hakkında tek bildiğim , bir arkadaşının mücehver dükkanını şakasına soymaya çalışırken vurulup öldüğü.

6. Francesco Coco: Böylesine listelerin olmazsa olmazı. İtalyan magazin dünyasının bir üyesi. Milan alt yapısından yetişmiş bir futbolcu olan Coco, 90'ların sonunda italyan futbolunun heyecanla beklediği sol beklerden biriydi. Ancak hiç bir zaman arzu edilen noktaya gelemedi. Şüphesiz gerçirdiği sakatlıklar, bunun en önemli nedenelerinden biri. Barcelona ve Inter gibi takımlarda da forma giyen Coco,vasat İtalyan takımlarında kiralık olarak süren kariyerini "Yeter" deyip, 30'unda noktaladı. Şansını bir ara İtalyanlar'ın Survivor'ın da denedi. Şuan 32 yaşında.


5. Paolo Rossi: 1982 Dünya Kupası'nın sembol ismi. Genç bir futbolcuyken Vicenza formasıyla yaptıkları beklenti çıtasını yükseltti. Ancak hiç bir zaman klüp kariyeri çok parlak olmadı. Kazanılan zaferler olsada golcü performansı olarak, Serie B'den Serie A'ya taşıdığı Vicenza yıllarını hep arattı. İki yıllık cezasının bitiminden hemen sonra İspanya 82 'de yaptıkları, onun bu listede niye yer aldığını açıklıyor. 53 yaşında. Futbol sonrası inşaat sektörüne yöneldi. Ağustos ayında beri de İtalya 3. lig takımlarından Pescina'nın asbaşkanlığını yapıyor.

4. Adriano: Herkes Brezilyalı'nın hikayesini biliyor. Henüz 27 yaşında.Doğduğu klüp Flamengo da şimdi yeniden doğmaya çalışıyor. Yapabileceklerini zaman zaman bize gösterdi. Ağızlara bir parmak bal çalanlardan oldu hep. Öylede kalacak gibi.

3. Gigi Meroni: Tanımıyorum. Söz konusu listede kendisi için yazılanlara bakılacak olunursa, müthiş bir yetenekmiş. İtalyan futbolunun James Dean'i diyorlarmış. Giyimi ve saç sitili hep konuşulan bir futbolcuymuş. Driblingleri çok çok iyimiş. Maalesef 24 yaşında bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiş.



2. Antonio Cassano: İtalyanlar'ın altın çocuğu. Üzerinde hep tartışılşan adam. Sayesinde Bari'yi hatırladığım futbolcu. Real Madrid'e kadar uzanan bir kariyer. Milli takıma çağırılsada olay, çağırılmasada... Sampdoria'da iyi işler yapıyor. Son iki sezonda takımın attığı gollerin yarısında onun katkısı var. Ya golü atıyor ya pozsiyonu yaratıyor ya da asist yapıyor. Yinede adı ve yarattığı beklentiler, ortaya koyduklarının hep ötesinde olmuş biri Cassano. 27 yaşında.

1. Alvaro Recoba: Sanırım listeyi okumaya başladığınız andan itibaren, ilk sıraki ismi tahmin etmekte zorlanmamışsınızdır. Yeteneği ve tekniği üzerine makaleler yazılan Recoba, mantalitesinin kurbanı oldu. Ne yaptıysa Venezia'da yaptı o kadar... Aynı performansı bir daha gösterir mi diye çok bekledi Inter. Ama nafile... 32 yaşına geldi. Yunanistan ligi takımlarından Panionios forması giyiyor.

Thursday, October 29, 2009

Guess Who?

Televizyon canlı veriyordu ama ben maçı izlemedim. Bugün nette okudum. Salı günü Lig Kupası'nda oynanan Manchester United-Barnsley maçında ilginç bir olay yaşanmış.Karşılaşmanın hakemi Chris Foy, bir pozisyon sonrası yanlış sarı kart göstermiş. Ancak bu posiyondaki oyuncuyu iyi süzemediğinden değil. Hakem Foy, ManU'nun Brezilyalı ikizlerini karıştırmış. Rafael'e göstermesi gereken kartı, ikizi Fabio da Silva 'ya göstermiş!.. Daha önce böyle bir şay yaşanmış mıdır bilmiyorum ama oldukça komik bir durum. Bu Alex Ferguson'un hakemlerle yıldızı hakikaten barışmıyor. Meraklısı için ekleyelim, United söz konusu hata için Federasyona başvurup kartın doğru oyuncuya yazılmasını talep edecekmiş.

Sunday, October 18, 2009

Uç Uç Balon-2

video
Takımınız sizin yüzünüzden gol yese nasıl hissedersiniz? İşte bu videodan sonra bu sorunun cevabını bende düşündüm. Galiba ciddi bir vicdan muhasebesine girişirdim. Sunderland-Liverpool maçında golde payı olan balon malumunuz. İngiliz rejisi, balonu sahaya atan taraftarı yakalamış! Ayrıca bu İngiliz futbolundaki ilk balon vakası değil. Daha önce buna benzer bir durum Manchester City'nin başına gelmişti. Meraklısı burdan okuyabilir.

Wednesday, October 14, 2009

Ay karanlıkta parlar...

Friday, October 9, 2009

Liste

İtalya ligi Serie A'da sezon sonu sözleşmesi bitecek futbolcular;
Atalanta : Costinha and C.Doni.
Bologna : Adailton, Bombardini, R.Colombo, H.D.Gimenez, S.Lanna, Lavecchia, Marazzina, Mingazzini, R.Santos, C.Zenoni.
Cagliari : D.Lopez, Lupatelli, Parola.
Chievo : Bogdani, Luciano, M.Yepes, Scardina, Squizzi.
Fiorentina : Gobbi, Kroldrup, M.Jorgensen.
Genoa : Biava, L.Figueroa, Scarpi.
Inter Milan : Orlandoni, Vieira.
Juventus : F.Cannavaro.
Lazio : Baronio, J.Cruz, O.Dabo, Pandev, Siviglia.
Livorno : Bergvold, A.Filippini, Galante, Marchini.
AC Milan : Dida, Favalli, F.Inzaghi, Roma.
Napoli : Grava, Iezzo.
Palermo : Bresciano, Simplicio.
Parma : N.Amoruso, Panucci, Pavarini, D.Zenoni.
AS Roma : Artur, Cassetti, M.Esposito, J.Sergio, Lobont, Perrotta, D.Pizarro, Taddei, Tonetto.
Sampdoria : Castellazzi, D.Franceschini, Guardalben, Lucchini.
Siena : L.Jarolim

Wednesday, October 7, 2009

Endüstriyel Futbol

Blog'umuzun offical takipçisi Torezege pasladı. Yer Laleli... Bizim favorimiz Wan Pörssi... Ama iki "s" ile!... Arsenalli RVP ile hiçbir alakası yok. Sadece bir benzerlik söz konusu(!) Ayrıca her bir markanın "registered" ibaresi içermesi de ayrı bir durum... Tabi Raul ve Figo'nun ortaklaşa tekstil işine girip kendi markalarını yaratmaları da etkileyici. Real Madrid'den eski iki takım arkadaşı, ilk yatırımlarını Türkiye pazarında yapmaya karar vermişler.

Sunday, October 4, 2009

Who is the guilty of this result?

Gözlerime inanamıyorum. Ya da gözlerim vakti zamanında beni kandırmış diye düşünüyorum. Bu Mehmet, o Mehmet mi diye sorup duruyorum. Tanıyamıyorum. Sezon başından beri sallanan Mehmet Topal'ın devrildiği maç olmuştur Ankara deplasmanı. Özellikle 3. golde kaptırılan topun peşinden koşma zahmeti göstermeyerek bende ki en büyük tahiribatı yaratmıştır. Zaten kısıtlı olan pas-top becerisini bu sezon başından itibaren hepten unutmuş Topal.... İstikrar abidesi Hakan Balta'ya 8. hafta sonunda da henüz ulaşılamadı. Sürekli kapsama alanı dışında.
Neyse yenilgilere çok takılmamak lazım. Sezon uzun. Zaten sinyaller geliyordu. Belki böylesine bir tokat bizi kendimize getirir. Kadıköy'de bunu yaşamaktansa, üç hafta önce, bir Ankara deplasmanında alınan 3-0 mağlubiyet haliyle tercih edilir. Rijkaard'a gelince... Niye bilmiyorum ama eleştiremiyorum. Objektif bakamıyorum. Kızamıyorum. Çok seviyorum. Kaç tane planı var sorgulamıyorum. Gerçi Bülent Tulun " Rijkaard dersine iyi çalışmıyor. Tek forvet inadını sürdürüyor" şeklinde fetvasını verdikten sonra, bize susmak düşer. Rıdvan Dilmen'de ne doluymuş ya... Bröööööeee diye kustu ne var ne yoksa... Rahatlamıştır umarım...
Günü kritik sorusu ise Bahri Havadır'dan geldi; "Who is the guilty of this result?" Ben cevabını vereyim... Rijkaard'ın tercümanı.... Evlere şenlik..